Category Archive: Kaynaklar

Mesih’te Olgunluğun Dört Niteliği

-> Kendimizi sınamalı ve ne kadar olgun olduğumuzu kendimize sormalıyız.

1. Konuşmada Kendini Kontrol Etme [Oku Yakup 3:1-2, 6-10]

-> Öğreticiler (diğerlerinin fikirlerini etkilemek için alenen konuşanlar) daha sert şekilde hesap vermek zorundadırlar. Konuşmasında hiçbir suç bulunmayan adam kusursuz biridir [telios]. Dil, kuvvetli ama tehlikelidir. Büyük bir dikkatle kullanılmalıdır.
-> ‘insanın ağzı, yüreğinden taşanı söyler.’ (Luka 6:45) – kelimelerimiz hakikaten de kalplerimizi gösterir.
-> ‘Ağzınızdan hiç kötü söz çıkmasın. işitenler yararlansın diye, ihtiyaca göre, başkalarının gelişmesine yarayacak olanı söyleyin.’ (Efesliler 4:29) – bu bir buyruktur ve birbirimizle iletişimimizde bir yasa olmalıdır. Bu basit bir plandır. – konuşmaların onu duyanları nasıl etkiliyor? Yapıcı mı yoksa yıkıcı mı konuşuyorum? İyiyi yapmak için ilham mı aldılar yoksa kötü düsünceler hatta eylemler mi akıllarına geldi? (örneğin, kıskançlık, çekişme, kötü niyetli konuşmalar, kötü kuşkular ve sürekli sürtüşme – 1 Timoteos 6:3-5)?
-> Bazıları yanlış bir tutumla düşündüler ki gerçeği konuşuyorsam (en azından dürüstçe konu üzerindeki inançlarımı) o zaman nerede, ne zaman ve ne istersem onu söyleyebilirim. Fakat Kutsal Kitap gerçeğin bile nasıl
söylenmesi gerektiği hakkında çok açık rehberlik ediyor.
->’…sevgiyle gerçeğe uyarak bedenin başı olan Mesih’e doğru her yönden büyüyeceğiz.’ (Efesliler 4:15) – hakikat uygun davranışlarla söylenmeli;
->Oku Romalılar 14:19-22. Eğer doğruluğuna inandığımız şey başkasının imanını yok ediyor ya da düşmesine neden oluyorsa o gerçeği Rable kendi aramızda saklamalıyız. Eğer kardeşimizi incitecekse ya da denenmeye sokacaksa, inançlarımızı her zaman paylaşma özgürlüğüne sahip değiliz. Davut bize derin duygularımızla nasıl mücadele edeceğimizle ilgili önemli bir örnek veriyor:
1) yakınmalarını Rabbin önüne döküyor (Mezmurlar 142:1-3), ve
2) Rabbe ağzına bir bekçi koyması için yakarıyor ve dudaklarının kapısını korumasını istiyor ki diğerlerinin fesatlarına bulaşmasın(Mezmurlar 141:3-4).
-> ‘Size şunu söyleyeyim, insanlar, söyleyecekleri her boş söz için yargı gününde hesap verecekler. Kendi sözlerinizle aklanacak, yine kendi sözlerinizle suçlu çıkarılacaksınız.’ (Matta 12:36-37) Rab, konuşma şeklimiz
ve ne dediğimiz konusunda çok ciddidir.
->Olgunluk, kontrol altına alınmış bir dille kanıtlanır!

2. İstikrarlı bir Katı Yiyecek Diyetine Adanmak [Oku İbraniler 5:11-6:3]

-> ‘Temel Prensipler’ etütlerinin geçmişteki sürekli tekrarlanan vurgusu sayısal artışı ve arkadaşlarımızın ve dünyadaki tüm insanların öğrenciler olmasına yardım etmek için bizi hazırlamasını sağlamasına rağmen, bu sadece olgunlaşmanın sadece bir parçasıdır, olgunluğun kanıtı değildir. ”Katı yiyecek, yetişkinler içindir [telios] !’ – öyleyse olgunluğun diğer bir karakteristik özelliği de kişisel ve derin bir şekilde Kutsal Kitap öğrenimine bağlılıktır.
-> Oku: Mezmurlar 119:97-102 – Davut’un Rab ile ısrarcı bir şekilde ilişkide olması ona bilgelik, iç görüş ve anlayış kazandırdı. O, bunu Rab’den direk yönergeler olarak kabul etti – sonuç olarak, Rab onun öğretmeniydi!
-> Oku 2 Timoteos 2:14-18 – her birimiz kendimizi Rabbe makbul olarak göstermek üzere çalışalım. Tartışmak ve Tanrısal olmayan konusmalar bizi daha fazla tanrı saymaz yapar ki bu da olgunluğun tersidir ve hatta bu
bazılarının imanını da yok edebilir!
-> Hatırlayın ki Veriyalılar kutsal yazıları içten bir şekilde çalıştılar ki inançları sadece Tanrı’da olsun, insan öğretisinde değil. (hatta bir elçi!) – onların Kelam hakkındaki bu derin inançları karakterlerini gösteriyordu (Elçilerin İşleri 17:11). Gerçekten olgun bir imanlı asla diğer bir imanlıyı zayıf yönünden dolayı suçlamaz. (önderler bile) çünkü biz kendini besleyemeyen birini asla olgun olarak nitelendiremeyiz. – 18 yaşında birinin hala kaşıkla yemek yedirildiğini hayal edin. Olgunluk, sürekli ve derin bir Kutsal Kitap çalışmasına bağlılıkla gösterilir – kendi sorularımızın cevaplarını aramakla ve kendi imanımızı güçlendirmekle!

3. Ruhsal Bilgelikle Yaşamak [Oku 1. Korintliler 2:6-10,14]

-> Dünyasal bilgelik, bizi aldatır çünkü insan argümanlarına-fikirlerine ve gördüğümüz şeylere dayanır. Hâlbuki ruhsal bilgelik, iman ve Tanrısal vahiye dayanır. Olgun kişiler, [telios] imanla yaşadıklarını gösteren bir mesaj verirler (hatta duymak isterler) Pavlus, olgun kişilerde dünyasal bilgeliğe karsı koyan bir bilgelik mesajının var olduğunu belirtir. Pavlus’un bu mektubun devamında ettiği teşvikleri inceleyin ve Rabbin bilgeliğinin insan bilgeliğinden nasıl farklı olduğunu görün.
-> İnsanı değil Tanrı’yı takip edin: Oku: 1 Korintliler 3:1-8. Dünyasal bilgelik, insana odaklanır ve sonuç olarak bölücüdür, ama ruhsallık, Tanrı’ya odaklanır. Tanrı’nın bazen insanı kullanmasına ragmen tüm gelişim ve bereketlerin ondan bir hediye olduğu anlayışına dayanır- iyi olan her şeyin birincil kaynağı O’dur. Bu pasajın ‘tanınan’ önderleri takip etme konusunda konuşmasına rağmen, eğer biz önce Rabbi takip etmeyi aramıyorsak, herhangi birini takip etmek (kendi düsüncelerimiz dahi) ‘insanı takip etmek’ şeklini alır. (Not: Mesih’te çocuk olmak terimi burada ‘dünyasal’ anlamını tasıyor.)

-> Oku 1 Korintliler 3:10,16-18. Rabbi takip etmek yerine insanı takip etmek, ‘zayıf bir bina’ kurmaktan daha çok ‘binayı yıkmaktır ve Rabbin amaçlarına karşı gitmektir.
-> Yazılmış olanın dışına çıkmayın: Oku 1 Korintliler 4:6-7. Dünyasal bilgelik insan görüşüne fazla değer verir FAKAT olgun kişi Rabbin sözüne alçakgönüllü bir şekilde uymalı. Görüşlerimiz ve inançlarımız arasında gözle görülür bir fark olmalı – umarım daima eskiden taviz vermeye ama gelecekten taviz vermemeye istekli oluruz;
-> Kötü adamı aranızdan atın: Oku 1 Korintliler 5:1-5. Dünyasal bilgelik ‘günaha müsamaha et’ der – bu günahkârlara bir şans vermenin tek yoludur’ (Korintliler müsamahalarından gurur duyuyorlardı). Günahkârı
sevmekle günaha müsamaha etmeyi karıştırmamalıyız. – Paydaşlıktan çıkarmak, doğru uygulandığında sürekli günah işleyen kardeşin tövbe edeceğini umma yolunda bir sevgi hareketidir.
-> Davalarınızı dünyanın önüne değil kutsalların önüne götürün: Oku 1 Korintliler 6:1-8. Dünyasal Bilgelik, ‘iyi olan ne varsa yap, eğer kilisede problemler hızla çözülemiyorsa onları dünyanın önüne çıkar’ der. Pavlus, bir kardeşin başka bir kardeşi mahkemeye çıkarması ikisinin de zaten büsbütün mağlup olduğu anlamına geldiğini söylüyor. Kilise olarak iç sorunlarımıza dünyayı karıştırmak Rabbin önünde doğru değildir.
-> Cinsel ahlaksızlıktan kaçın: Oku 1 Korintliler 6:12-13,18-20. Dünyasal Bilgelik der ki: ‘geçmediğin sürece sınıra istediğin kadar yaklaşabilirsin’ fakat Rab diyor ki: kaç, uzaklaş, sınıra yaklaşma!
-> Bilgi, günahlı bir şekilde de kullanılabilir: Oku 1 Korintliler 8:1-2,9,11- 12. Dünyasal bilgelik, bilgiye aşırı önem verir. Bunun üzerinde ilk baştaki ‘Konuşmada Kendini Kontrol Etme’ bölümünde durduk. ‘bilgimizin’ topluluk önündeki yansımasına dikkat etmeliyiz çünkü imanda zayıf olanların imanını yok edebilir bu – görüşlerimizde haklı dahi olsak doğru olduğumuzu garanti etmez bu!
-> İçerik şekilden daha önemlidir: Oku 1 Korintliler 14:20-25. Dünyasal Bilgelik, dışarıya (duygusal ve eğlendirici olana) odaklanır fakat en önemli olan mesajdır.
-> İsa Mesih’in Hayatımızın Rabbi Oluşu ile ilgili etüde de karşı çıkıldığı gibi, insanları kilise üyesine dönüştürmek işte bu çeşit bir yanlış düşünüşün örneğidir.
-> Yüreği eğitmek yerine Müjdeyi yasa gibi öğretmek (örneğin, lütfa yoğunlaştırmak ve dikkatli yönergeler sunmak).
-> Sayısal çoğalmaya yogunlaşıp karakter gelişimini unutmak ki bu gerçekten de kiliseye istikrar getirerek gerçek sayısal çoğalmanın temelini oluşturur.
-> Sonuçta, dünyasal bilgelik insana yücelik getirirken ruhsal bilgelik Rabbe yücelik getirir! Olgun imanlı ruhsal bilgelikle yaşar!

4. Daha Fazla Olgunluk için Sürekli Gayret Etmek [Oku Filipililer 3:7-16]

-> Olgunluk, kendini değerlendirdiğinde alçakgönüllü olmakla gösterilir:
-> Olgunluk, Mesih’i bilmekle karşılaştırıldığında sahip olunan yetenek ve kişisel marifetlerin bir kayıp sayılmasıdır – aslında, bu şeyler; Mesih’i tam olarak kazanmak ile ilişkilendirilirse ‘çöp’ olarak bile nitelendirilebilir(dünyasal değerlerle direk bir çelişki).
-> Olgunluk, ‘kendi kendine doğruluk kazanma’ diye bir şeyin olmadığını, bunun sadece Mesih’e imanla geldiğini anlamaktır.
-> Olgunluk, dirilişin gücünün en iyi Mesih’in acılarına paydaş olmakla anlaşılabileceğini anlar (zayıf olduğumuz zaman güçlüyüz).
-> Böylece olgun imanlı, kendini diğerlerinden üstün saymaz ya da amaca ulastığını iddia etmez fakat bunun yerine kendi doğruluğu için tamamen Mesih’e adanmıştır.
-> Olgun imanlı, Mesih gibi olabilmeye tamamen adanmıştır:
-> Kendi ruhsal durumu için sorumluluk alır ve şartlar ne olursa olsun bahane öne sürmez.
-> Olgun imanlı, odağını Mesih’e ve cennete çevirir ve hiçbir şeyin onu engellememesi kararlılığını taşır. Bazen başarısızlıktan korkarız çünkü sonucundaki moral bozukluluğunu düşünürüz fakat başarıyı iddia etmek de bizim için tehlikelidir çünkü o zaman kolayca kendi kendimize yettiğimiz fikrine kapılırız.

Olgunluk Sürecinde Dört Şart

-> Dünyasal ailede iyi bir evlat yetiştirmenin anahtarı tanrısal ebeveynliktir. Otorite ve kurallar ailenin yapısını oluştursa da amaç kalbi eğitmektir ve bu sevecen, sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisinin merkez noktası olmalıdır.
-> Bu süreç hakkında konuştuğumuz zaman dahi bu sürece ruhsal olarak (imanla) yaklaşmalıyız, kuralcı değil. İbraniler’e yazılan mektup yasayı takip etmenin kimseyi kusursuzluğa eriştirmediğini açıkça anlatıyor:
-> İbraniler 7:19 – yasa hiçbir şeyi yetkinliğe erdiremedi;
-> İbraniler 10:1 – Kutsal Yasa’da gelecek iyi şeylerin aslı yoktur, sadece gölgesi vardır. Bu nedenle Yasa, her yıl sürekli aynı kurbanları sunarak Tanrı’ya yaklaşanları asla yetkinliğe erdiremez;
-> Oku Galatyalılar 3:23-25 – Mesih’in gelişine dek Yasa eğitmenimiz oldu. İster Yahudi ister diğer uluslardan olalım, umarım ki yasayı (hatta kendi vicdanımızı) takip etmek için sahip olduğumuz insani gücümüzün
bizi olgunluğa eriştirmeye yetmeyeceğini anlamısızdır.
-> Bu şartların gücü sadece imanla gerçekleşebilir.

Zorluk ve Sıkıntıları Rab’den bir Eğitim olarak Kabul Etmek

-> Oku Yakup 1:2-4 – sıkıntılarımızda sevinçli olmamızın gizemi Rabbimizin bizimle olduğunu ve amacını gerçekleştirdiğini hatırlamamızdır:

-> Oku İbraniler 12:7-11 – Rab bizi zorluklarımızda eğitir. Üzücüdür ki, başarı ve rahatlık karakter gelişimi için fazla bir rol oynamazlar- diğer taraftan başarısızlığa rağmen devamlı imanlılık hayatların değişmesinde büyük rol
oynar. Eğer Rabbimiz İsa Mesih sıkıntılarda itaat etmeyi öğrendiyse biz nasıl daha kolay bir yol bekleyebiliriz ki? (İbraniler 2:10, 5:9)
-> Oku Romalılar 8:28 – Tanrı’nın, kendisini sevenlerle, amacı uyarınca çağrılmıs olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz. Zorluklar Rabbin vaatlerine olan imanımızı sınar ve Rabbimiz İsa Mesih
belirdiğinde yücelik, övgü ve onurla sonuçlanacak tek hakiki imandır bu. (1 Petrus 1:7)
-> Zorluklardan geçerken sık sık diğer insanlara odaklanırız, onları suçlarız ve hatta onlara karşı yüreğimizde günah işleriz. Kolayca unutuyoruz ki, Tanrı hayatlarımızda direk olarak bulunmaktadır ve bizim öfkemiz ve içimizde duyduğumuz acılık O’na ve O’nun hayatımızdaki yönetimine karşı gelmektedir. Çünkü O, ya hayatımızda olan şeyleri direk olarak yapmaktadır ya da olmalarına izin vermektedir (iyi ve kötü). Çevremizdeki insanların günahları ya da hayatın getirdiği koşullar günahlarımız için asla bir bahane olamaz:
->Oku 1 Korintliler 10:13 – Tanrım güvenilirdir, gücünüzü asan biçimde denenmenize izin vermez.
-> Oku Filipililer 4:12-13 – her durumda, her koşulda yaşamanın sırrını öğrendim, … Beni güçlendirenin aracılığıyla her şeyi yapabilirim. Bu vaatler herkes için geçerlidir öyleyse kimsenin Tanrı’dan ayrılmak için
bir bahanesi olamaz – herkes kendi ruhsal kararları için sorumluluk almalıdır. Başkalarının bazı imanlıları sürçmeye ittikleri doğru olsa da, kişinin yeniden kalkıp İsa Mesih gibi yoluna devam etmesini engelleyen
şey kendi ruhsal yetersizliğidir.
-> Ruhla dolu Mesih öğrencileri olarak bizler, denenmelerimizde asla yalnız olmadığımızı hatırlamalıyız – Rab bizimle ve Mesih aynı denenmelerden geçti. Güvenimizde sımsıkı durup, Rabbin sözlerini kabul ederek bu hayatta yaşamaya devam etmek bizi daha da olgun yapacaktır.

Tanrı’nın Sözü’ne İtaat

-> Katı yemeğe duyulan özlemin olgunluğun bir işareti olduğunu söylerken Tanrı’nın Sözünün hayatımızda bize nasıl yardımcı olduğunu ve olgunluk sürecini nasıl kolaylaştırdığını anlamak da önemlidir.
-> Oku 2 Timoteos 3:14-17. Pavlus, Timoteos’u ögrendiği ve iman ettiği şeylerde devam etmesi için teşvik ediyor – Rabbin esinlediği kutsal yazılar bizi tam olarak donatır. Kutsal yazılar, Rabbin bizi eğitmede kullandığı önemli bir parçadır – bir aile gibi Kutsal yazılar da öğretir, eğitir, azarlar ve düzeltir. Sık sık karşılaştığımız zorluklarla bize verilen disiplin, Rabbin amaçlarıyla ilgili açıklama ya da yönlendirme olmadığında çok yıldırıcı olabilir. Tanrı’nın sözü, O’nun disiplin edişinin ardındaki prensipleri anlamamıza yardım eder!
-> Oku Yuhanna 8:31-32. İmanın mucizevî doğasını hatırlamalıyız – Tanrı, düşündüğümüzden daha da fazlasını yapacak güçtedir (Efesliler 3:20-21).

İmanla Tanrı’nın sözlerine itaat etmek bizi gerçeğin daha derin bir anlayışına götürür- bilgi önemli olsa da ve aranması gerekse de iman Rab ile yürüyüşümüzde daha hayatidir.

Israrla Dua Etmek

-> Oku Koloseliler 4:12-13 – olgunluk sürecinde duanın önemini asla küçümsememeliyiz. Zorlukları kabul etmek ve Tanrının sözüne itaat etmek için hepimizin üstün bir güce ihtiyacımız var – bunu yalnız başımıza yapamayız. –> Pavlus’un Rabden imanlılara vermesini istedigi seyler göz atalım:
-> Oku Efesliler 1:15-21 – bilgelik, vahiy ruhu;
-> Oku Koloseliler 1:9-12 – içsel kuvve, meyve veren ve şükran duyan
kişiler olmak;
-> Oku Filipililer 1:3-6, 9-11 – tamamlama ve ruhsal anlayış
-> Pavlus’un mektupları birçok buna benzer örneklerle doludur. Onun en çok tekrarladığı dualardan biri imanlıların olgunlaşmasıydı – O, bunun her imanlının ruhsal savaşının merkezi olduğuna inanıyordu.
-> Kendi denenmeleri için de başka kardeşlerden dua istedi. Efesliler 6:19,20

İmanlının İmanlıyı Eğitmesi

-> Maalesef birçokları bire-bir eğitme prensibini birinin diğerini eğitmesi olarak algıladı. Hâlbuki beraberce eğitim de olasıdır. Bir kardeşin diğerini eğitmesi halen çok önemlidir özellikle de yeni iman edenler için. Fakat büyüdükçe eğer eğitim ilişkisine paralel bir bakış açısıyla yaklaşamazlarsa gelişimleri sonuçta duraklar. Birçok ayete göre birbirimize göz kulak olmakla ve hayatlarımızda bulunmakla görevliyiz:
-> Birbirinize öğüt verin (Romalılar 15:14);
-> Tam bir bilgelikle birbirinize öğretin, öğüt verin (Koloseliler 3:16);
-> Birbirinize bağımlı olun (Efesliler 5:21);
-> Birbirinize mezmurlarla, ilahilerle ve ruhsal namelerle konuşun (Efesliler 5:19);
-> Birbirinizi her gün yüreklendirin. Öyle ki, hiçbirinizin yüreği günahın aldatıcılığıyla nasırlaşmasın.
(İbraniler 3:13);
-> Birbirinizi yüreklendirip ruhça geliştirin. (1 Selanikliler 5:11);
-> Birbirimizi sevgi ve iyi işler için nasıl gayrete getirebilecegimizi düşünelim. (İbraniler 10:24);
-> Günahlarınızı birbirinize itiraf edin ve birbiriniz için dua edin (Yakup 5:16);
-> Birbirinizi benim [Mesih] sizi sevdiğim gibi sevin (Yakup 13:34-35);
-> Eski Ahit bize bazı ayetlerle gerçek arkadaşın değerini anlatmaktadır:
-> Suleymanin Ozdeyisleri 27:6 – dostun seni iyiliğin için yaralar;
-> Suleymanin Ozdeyisleri 27:9 – dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir;
-> Suleymanin Ozdeyisleri 27:17 – demir demiri biler, insan da insanı;
-> Vaiz 4:9-12 – İki kişi bir kişiden iyidir, Çünkü emeklerine iyi karşılık alırlar. Biri düşerse, öteki kaldırır. Ayrıca iki kişi birlikte yatarsa, birbirini ısıtır. Ama tek basına yatan nasıl ısınabilir? Üç kat iplik kolay kolay kopmaz!
-> Eski Ahitte bulunan en ünlü arkadaşlıklardan birindeki anahtar bir an şu sözlerle anlatılmaktadır: Bu arada Saul oğlu Yonatan kalkıp Hores`e, Davut`un yanına gitti ve onu Tanrı`nın adıyla yüreklendirdi.(1 Samuel 23:16);
-> Oku Koloseliler 1:24-2:3. İmanlıları Mesih’te yetkinliğe erdirmek Pavlus’un tutkusuydu – bu onun hizmetinin temeliydi ve hem yoğun ilgi hem de yoğun enerji gerektiriyordu. Pavlus, şunu açıkça belirtiyor – onun amacı Mesih’e ögrenciler kazandırmaktı ve bu iman etmişler için süregelen bir yüreklendirme, eğitim ve öğretim anlamına geliyordu(örnek, ‘devamlı ruhsal egitim’). Geçmişteki ruhsal eğitimin ‘tek taraflı eğitim’ şeklinde olması gerektiği fikri insanın öğrencisi olmakla ve eğitimi veren kişinin karakterinin ve günahlarının kopyalanmasıyla sonuçlandı ve olgunsuzluk döneminin uzun sürmesine neden oldu. İsa Mesih’in açıkça öğrettigi gibi ‘Öğrenci öğretmeninden üstün değildir, fakat eğitimini tamamlayan her öğrenci öğretmeni gibi olacaktır’ (Luka 6:40) ve
bazı (tek taraflı) ruhsal eğitim şekillerinin sürekliliği böyle bir prensibin asla gerçekleşmediğini gösterdi bu yüzden olgunluk, basit tanımı ve yapısal sınırlılığından dolayı birçok insanın erişiminin dışına çıkmış oldu.
-> Oku Efesliler 4:11-13. İsa Mesh, kilisenin bir beden olarak insa edilmesi için ona özel liderlik armağanları verdi. Kilisenin süregelen ruhsal eğitimi kilise önderliğinin (ücretli ya da ücretsiz tam zamanlı) birincil işlevidir.
Oku Efesliler 4:14-16 – amaç olgunlaşmak ve Mesih benzeri olmaktı!

Sonuç:

-> Buradan nereye varıyoruz? Bu sorunu cevabı herkes için aynı olmayabilir. İsa’nın Matta 19:20-21 da genç yönetici ile olan diyaloğunu hatırlayın: Genç adam, “Bunların hepsini yerine getirdim” dedi, “Daha ne eksiğim var?”İsa ona, “Eğer eksiksiz olmak istiyorsan, git, varını yoğunu sat, parasını yoksullara ver; böylece göklerde hazinen olur. Sonra gel, beni izle” dedi. Aslında bu yönerge Pavlus’un 1 Timoteos 6:17 da zenginle ilgili yaptığı genel nasihatten farklıdır. Pavlus burada genç zengin yöneticinin yüreğindeki ana meselenin maddi zenginliğe olan bağlılığı olduğunu gösteriyor – belki hepimiz için de farklıdır bu durum. Kendimize (hatta çevremizdekilere) bizi imanda büyümekten neyin alıkoyduğunu sormalı ve karakter ve yöntemlerimizle ilgili önde gelen hususları ciddi olarak düşünmeliyiz – kendimiz hakkında ciddi bir muhakemeyle düşünmeliyiz. (Romalılar 12:3)
->En son olarak, olgunluk hakkında bahsedilmesi gereken bir nitelik daha bulunmaktadır – verimlilik ve üretkenlik. Tohum benzetmesinde yüreğin çeşitli durumlarını görüyoruz, ama öğrenci için en önemli örnek üçüncü çeşit tohumdur – dikenli tohum.

“Dikenler arasında ekilen de şudur: Sözü işitir, ama dünyasal kaygılar ve zenginliğin aldatıcılığı sözü boğar ve ürün vermesini engeller. İyi toprağa ekilen tohum ise, sözü işitip anlayan birine benzer. Böylesi elbette ürün verir, kimi yüz, kimi altmış, kimi de otuz kat.” (Matta 13:22-23) Biyolojik olarak, her olgun yaşam formu kendinden sonraki nesli üretir. Bu biz imanlılar için de böyle olmalıdır. Olgun imanlılar olmak ve Mesih’e imanlılar kazanıp onlarında olgun imanlılar olmalarına yardım etmeye bağımlı olmalıyız! “Siz beni seçmediniz, ben sizi seçtim. Gidip meyve veresiniz, meyveniz de kalıcı olsun diye sizi ben atadım. Öyle ki, benim adımla Baba`dan ne dilerseniz size versin. Size şu buyruğu veriyorum: Birbirinizi sevin!” (Yuhanna 15:16-17)

Alçakgönüllü ve bencil olmayan bir yürekle, Duayla Tanrı’ya yaklaşmak

1.Samuel 12:23 Bana gelince, sizin için RAB’be yalvarmaktan vazgeçip O’na karşı günah işlemek benden uzak olsun! Ancak size iyi ve doğru yolu öğreteceğim.

 

Bazı insanlar sporun bir sanat olduğunu  düşünürler,elbette bunu insanlara  bunu bu şekilde yansıtmak sporcuların elindedir.anlatacağım kişi işte bu sporculardan biridir; Mirza Delibašić.

Mirza Delibašić basketbolu sanata çeviren ve seyircilerin ona hayran kalarak her maçında onun elinden imkansızmış gibi görünen hareketlerin onun elinden  bir sanat eseriymiş gibi çıkmasını büyük bir zevkle izlerlermiş. Saray bosna -Avrupa-Yugoslavya-dünya ve real madrid ile ispanya şampiyonluklarını yaşamış bir sporcu olarak aslında en önemli  özelliği asist yapmanın önemini göstermiş olmasıdır. Asist pas vererek baskete giden oyuncuya sayı yapması için verilen son pastır. Mirza bu konuda çok iyiydi, sahanın bir ucundan öbür ucuna takımının sayı yapması için topu ulaştırırdı.Başkalarının iyiliğini düşünmek ne kadar önemli?

Bizler malesef Rabbi bildiğimiz halde çoğu gerçeği  unutuyoruz, basketi atan kendimiz olmak istiyoruz. Başrolde kendimiz olmak istiyoruz, ama şunuda unutuyoruz:farkı yaratan basketi atan değil pası verendir. Buda alçakgönüllülükle ilgili, bunun için kutsal kitaptan şu bölüme bakalım: Luka 14:7-10

 

Hayatımızda yapabileceğimiz en iyi asist kardeşlerimiz ve herkes için dua etmektir. Elimizden hiç bir şey gelmiyorsa  yapabileceğimiz en iyi şey duadır. Tanrı sözü başkaları için dua ettiğimizde onların çalışmalarına ortak olduğumuuz söyler: 2.Korintliler 1:10-11

Bu şekilde dünyayı umursadığımızı gösterirken bütün yüceliği de Tanrı`ya vermiş oluruz.

Tanrı bizden herkes için dua etmemizi ister sadece imanlılar için değil yada sadece yakınlarımız için değil.

Tanrı Hristiyan olmayanlar için dua etmemizi ister bu şekilde tanıklık yaparak onlarında Tanrıyı tanımasına vesile olumul oluruz. Çevremizdekiler ve düşmanlarımız için de dua etmemizi ister.

Mezmur 4:1,3,8

Düşmanlarımız  için dua etmeliyiz : Luka 23:34 Rabbin kendisine işkence yapanlar ve suçlular için nasıl dua ettiğini görüyoruz.

 

Eski ahitte Samuelin dediği gibi

1.Samuel 12:23 Biz de bu günahı işliyor muyuz? Birbirimiz için dua ediyor muyuz?

 

Dua:

RAB her yerde barış ve huzuru sağlamak için bize yardım et.
Öfkenin bulunduğu yere sevgi ,

hakaretin bulunduğu yere af,

anlaşmazlığın bulunduğu yere birlik,

yanlışlığın bulunduğu yere doğruluk,

İMANSIZLIĞIN BULUNDUĞU YERE İMAN,

Ümitsizliğin olduğu yere ümit,

kederin olduğu yere neşe getirebilmemiz için sana dua ediyorum.

Avutulmaktan çok avutmayı,

anlaşılmaktan çok anlamayı,

sevilmekten çok sevmeyi diliyorum senden,

çünkü insan verince alır,benliğinden vazgeçince benliğini bulur,affedince affedilir ve bu şekilde sonsuz hayata kavuşur.

İsa Mesihin adıyla AMİN.

Mesih’in Üstünlüğü

Koloseliler 1:15-20 Görünmez Tanrı’nın görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı O’dur. Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey –tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar– O’nda yaratıldı. Her şey O’nun aracılığıyla ve O’nun için yaratıldı. Her şeyden önce var olan O’dur ve her şey varlığını O’nda sürdürmektedir. Bedenin, yani kilisenin başı O’dur. Her şeyde ilk yeri alsın diye başlangıç olan ve ölüler arasından ilk doğan O’dur. Çünkü Tanrı bütün doluluğunun O’nda bulunmasını uygun gördü. Mesih’in çarmıhta akıtılan kanı aracılığıyla esenliği sağlamış olarak yerdeki ve gökteki her şeyi O’nun aracılığıyla kendisiyle barıştırmaya razı oldu.

1952 yılında J. B. Phillips adlı bir İngiliz bugün de halen çok okuna bir kitap yazdı. Kitabın adı “Sizin Tanrınız Çok Küçük Bir Tanrı”. J. B. Phillips insanların Tanrı kavramını, kendi şahsi fikirlerinin, algılarının ve duygularının ölçülerine indirgediklerini söylüyordu bu ufak kitapta.

Bunun gibi bir başka yazar olan Don McCollough da “Tanrı’nın Önemsizleştirilmesi ” adlı kitabında insanların kafalarında kendi tanrılarını yarattıklarını yazmıştı. Ona göre insanların kendilerine göre yarattıkları Tanrı şunlardı:

• amaçlarıma göre bir tanrı,
• benim anlayışımı benimseyen tanrı,
• benim tecrübelerime dayanan tanrı,
• konforumu bozmayan tanrı ,
• yalnızca başarılı olmam için kendisine gittiğim tanrı,
• benim milletimin tanrısı.

McCullough şöyle diyor: “Bana ayak uyduran hangi tanrı olursa olsun asla beni aşmayacak ve benden üstün olmayacak. Yani asla gerçek bir Tanrı olmayacak. Yalnızca önemsiz ve bana göre olan küçük bir tanrı olarak kalacak.”
Gerçekten böyle mi?
Bizim Tanrı’mız
• “küçük bir tanrı mı?”
• “önemini yitirmiş bir tanı mı?”
Kardeşler; sizin Mesih’iniz ne kadar büyük?

 

Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde kocaman bir Mesih heykeli vardır, bilirsiniz. (Resme bakınız). Adı “Kurtarıcı Mesih”tir ve o heybetiyle ellerini açmış tüm kente bakar. Heykel 36,5 metre ve 700 ton ağırlığındadır.

Neden bir insan böyle hetbetli bir heykel yapmak ister? Neden böylesine büyük bir İsa Mesih? Çünkü, çoğumuzun kendi hayatlarımızda yarattığımızdan çok daha büyük bir İsa Mesih’e ihtiyacı var da ondan.

Günümüzün eğilimi bizleri İsa Mesih’i kendi ölçülerimize indirgemeyle ayartmakta. Çünkü o eski düşman, bu dünyanın ruhu, İsa’yı daha önemsiz ve bizim gibi küçük göstermeye çalışıyor.

Eski Ahit’in ve Yeni Ahit’in Tanrı’sı İsa Mesih’tir. Amin.
Bu Tanrı’ya iman etmek küçük bir iş değildir. Hristiyan demek Mesih’le kişisel bir ilişki içinde olmak demektir. Üçlü birliğin ikinci kişisi olan Mesih’e tutkulu bir şekilde bağlı olmak demektir. Bundan daha başka, daha az hiçbir deneyim gerçek Tanrı ile bir birliktelik değildir, olamaz.
Ayetin de söylediği gibi “Koloseliler 3:11 Mesih her şeydir ve her şeydedir.”
O tüm yaratılışın üstünde egemen olan Rab’dir. O kurtarandır, bizzat kurtuluşun kendisidir. O müjdeyi verendir ve müjdenin bizzat kendisidir! Biz işte bu Mesihi tanımaya, bilmeye çağrıldık kardeşler.
O herşeyde ve herşeyden üstün olandır.
Mesih tapınaktan da üstündür.
Matta 12:6 “Size şunu söyleyeyim, burada tapınaktan daha üstün bir şey var.”

Mesih’in bilgeliği, Süleyman’ın bilgeliğinden de üstündür.
Matta 12:42 “Güney Kraliçesi, yargı günü bu kuşakla birlikte kalkıp bu kuşağı yargılayacak. Çünkü kraliçe, Süleyman’ın bilgece sözlerini dinlemek için dünyanın ta öbür ucundan gelmişti. Bakın, Süleyman’dan daha üstün olan buradadır.”

Mesih, Rabbin bütün peygamberlerinden üstündür.
Luka 7:26 “Öyleyse ne görmeye gittiniz? Bir peygamber mi? Evet! Size şunu söyleyeyim, gördüğünüz kişi peygamberden de üstündür.”

Daha saymamı ister misiniz?

Mesih, herşeyin başlangıcı ve herşeyin sonudur.
Mesih, sevginin en üstün halidir.
Mesih, evrenin yaratıcısı ve evrene egemen olandır
Mesih, yıldızların, ayın, güneşin, karadeliklerin, meteorların, kuzey ışıklarının, gezegenlerin Rabbidir
Mesih, gökteki henüz keşfedilmemiş harikaların, yerdeki henüz gidip görülmemiş yerlerin, yerin altındaki ve denizlerdeki zenginliklerin Rabbidir
Mesih, en yüksek dağdan daha yüksek ve en derin okyanustan daha derindedir. buna rağmen ufacık bir insan kalbi konutunu kurmak için seçtiği tek yerdir.
Mesih, tüm hayvanların ve bitkilerin üzerinde egemendir. çünkü “her şey varlığını O’nda sürdürmektedir.”

Mesih, sabah açan parlak güneşin, gece ışık saçan bembeyaz ayın, ekinleri sulayan yağmurun, dağlardan akan suların, yağmurdan sonra çıkan gökkuşağının, yaz gecesinde esen tatlı meltemin, hatta ve hatta depremin, sellerin ve tüm doğal felaketlerin bile Rabbidir ve tüm bunlarda bize hiçbirşey olmasına o yüce lütfuyla izin vermeyen egemen Rab’dir.
Mesih, hastalıklardan ve bütün sıkıntılardan üstün olan, tüm evrenin düzenini kontrol eden ve elinde tutan egemen Rab’dir çünkü Kutsal Yazının dediği gibi “her şey varlığını O’nda sürdürmektedir.”

Mesih, tüm evrende bir çaredir
Mesih, ihtiyacımız olan, aradığımız tek hazinedir.
Evrende ve tüm bu yaşam içinde hiçbirşey, hiçbir kişi ve hiçbir santimetrekare bile yoktur ki O’nun egemenliği altında olmasın ve hem bu yaşam hem de sonsuz hayat için O’na bel bağlamasın!
Biz işte bu Mesihi tanımaya, bilmeye çağrıldık kardeşler.
Vaat: Herşeyin yaratıcısı Mesih kutsal olduğu gibi bizler de kutsal olmaya çağrıldık sevgili kardeşler, değerli önderler. Ama bunu kendi başımıza ve kendi işlerimizle başaramayız. Bu noktada Baba Tanrımız şöyle sesleniyor kulaklarımıza: Oğluma git! Mesih’e git! O’nun vasıtasıyla bana geleceksin ve Ben seni tüm günahlarından temizleyeceğim çocuğum.

Sonuç:
Baştada söylediğim gibi, bu dünyanın ruhu bize küçük ve önemsiz bir İsa’yı tanıtmak için uğraşıyor. Onu yalnızca belli bayramlarda bakire Meryem’in kucağındaki oturan, resmini öpüp geçiştireceğimiz bir objeye dönüştürüyor.
Ama biz daha büyük ve üstün bir Mesih tanıyoruz. Amin! Bu dünya ne isterse empoze etmeye uğraşsın; bizim Mesihimiz bu dünyadan değil!
Kısa bir alıntı ile bitirmeme izin verin!
Ünlü vaiz John Wesley üzerinde çok etkisi olan bir vaiz olan William Law, Mesih’i şöyle ifade ediyor:

Mesih, yüreğin nefes alışıdır,
O, Adem’in ölü çocuklarına yaşamı ve Ruh’u üfleyendir.
Zamanın başından sonuna dek varolan her kaybolmuşu arayan, bulan ve yenileyendir.

Mesih, katilleri için dua eden sevginin zuhurudur; hırsızlar da cennete gidebilsin diye onlarla birlikte ölecek kadar alçalan Tanrı kuzusudur, Mesih bugün, şu an sizi ve beni ziyaret etmek için yanıp tutuşan Tanrı’nın öz görünümüdür.
Biz işte bu Mesihi tanımaya, bilmeye çağrıldık kardeşler.
Amin.

Luka İncil’in anlatımına göre İsa Mesih’in yaşamı

İsa’ya Yer Açacak Mıyım?

BÜGÜN İSA İÇİN NİYE YERİMİZ YOK?

1. DİKKAT ETMİYORUZ!
İsa’nın öğrencilerine bile oldu, Luka 24:16.
2. HAYATIMIZI BAŞKA ŞEYLERLE DOLDURUYORUZ.
Markos 4:19 bunun ne olduğunu açıklıyor. Sonuç nedir? Hayat veren sözü boğar.
3. TANRI’YA İHTİYACIMIZ OLMADIĞINI DÜŞÜNÜRÜZ.
Mezmur 10:4’e göre ` Kendini beğenmiş kötü insan Tanrı’ya yönelmez, Hep, ‹‹Tanrı yok!›› diye düşünür.`

NİYE YER AÇMAMIZ GEREKİYOR O ZAMAN?

1.  BENİ SEVEN VE KURTARAN YARATICIMI TANIMAK İÇİN!
Yuhanna 1:1-4’e göre, İsa kim ve bizim için neler yaptı? Yuhanna 3:16’ya gore, Tanrı bizi ne kadar seviyor?
2. GÜÇLÜ, HUZURLU VE MAKSATLI BİR YAŞAMA SAHİP OLABİLMEMİZ İÇİN.
Bakış açımızla ilgili Pavlos 2. Korintliler 6:12-13’te tavsiyede bulunuyor.
Yuhanna 14:27’de bize huzur vaad edilmiş çünkü Tanrı bize güç, sevgi ve özdenetim ruhu vermiştir 2 Timoteos 1:7 başaralım diye.

`İşte kapıda durmuş, kapıyı çalıyorum. Biri sesimi işitir ve kapıyı açarsa, onun yanına gireceğim; ben onunla, o da benimle, birlikte yemek yiyeceğiz.` Vahiy 3:20  İsa kapıyı çalıyor, açacak mısınız? 

Mezmurlarla dua etmek

Mezmurlarla dua etmek

Mezmurları dualarınızda kullanmak, onlara yön ve esinleme vermek için 150 mezmurun tümü aşağıda kategorilere ayrılmıştır; tekrarlamalar yoktur.

I. Başlamak zor olduğunda dua ateşini yakmak

A. İsteksiz olduğumuzda

Mezmur 1 Mezmur 19 Mezmur 27

Mezmur 91 Mezmur 103 Mezmur 107

 

B. Kendimizi imansız hissettiğimizde (imanımızın temelini hatırlatma)

Mezmur 48         Mezmur 74         Mezmur 77

Mezmur 78         Mezmur 81         Mezmur 105

Mezmur 106       Mezmur 111      Mezmur 119

II. Tanrı’ya tapınmak, O’nu yüceltmek, O’na minnetar olmak

A.Tapmak, yüceltmek, teşekkür sunmak

Mezmur 8           Mezmur 9               Mezmur 24

Mezmur 29        Mezmur 45             Mezmur 47

Mezmur 87         Mezmur 98-99     Mezmur 113

Mezmur 136      Mezmur 92-93     Mezmur 100

Mezmur 117      Mezmur 146-150                Mezmur 95-96

Mezmur 104      Mezmur 133-135

B. Tanrı’ya özel hislerimizi açmak (İlişkinin en yakın olduğu dualar)

Mezmur 18         Mezmur 42         Mezmur 63

Mezmur 84         Mezmur 116      Mezmur 139

Mezmur 145

III. Hiçbirşeye yetişemediğimizi, moralimizin bozuk olduğunu hissetiğimizde hangi Mezmurlara gidebiliriz.

A. Yetişemediğimizi hissettiğimizde (Tanrı’ya güvenmemiz gerektiğinde)

Mezmur 16         Mezmur 17         Mezmur 20

Mezmur 28         Mezmur 33         Mezmur 37

Mezmur 57         Mezmur 62         Mezmur 112

Mezmur 122       Mezmur 125      Mezmur 143

B. Korktuğumuzda (korkunun dinmesi için)

Mezmur 23         Mezmur 34         Mezmur 46

Mezmur 55         Mezmur 56         Mezmur 118

C. Günahımızdan dolayı suçluluk hissedip açılma ihtiyacımız olduğunda.

Mezmur 32         Mezmur 38         Mezmur 43

Mezmur 88         Mezmur 130      Mezmur 141

D. Tanrı’nın bizi sıkı eğittiğini hissettiğimizde

Mezmur 6           Mezmur 44         Mezmur 60

Mezmur 66         Mezmur 85         Mezmur 89

Mezmur 102       Mezmur 108      Mezmur 137

E. Tanrı’ya yardım etmesi için yalvarmak

Mezmur 3           Mezmur 10         Mezmur 12

Mezmur 26         Mezmur 70         Mezmur 82

Mezmur 86         Mezmur 132      Mezmur 142

IV. Tanrım, üstesinden gelmeme yardımcı ol!

A. Dünyasallıkla boğuşurken

Mezmur 11         Mezmur 49         Mezmur 52-53

Mezmur 58         Mezmur 73         Mezmur 101

B. Günahla boğuşurken

Mezmur 4-5        Mezmur 7           Mezmur 13

Mezmur 25         Mezmur 31         Mezmur 39-41

Mezmur 65         Mezmur 79-80

C. Baskı altındayken

Mezmur 2           Mezmur 22          Mezmur 54

Mezmur 59         Mezmur 64          Mezmur 69

Mezmur 83         Mezmur 120         Mezmur 94

Mezmur 129      Mezmur 109         Mezmur 140

D. Tanrı önünde alçalmak

Mezmur 14-15   Mezmur 36          Mezmur 50

Mezmur 51         Mezmur 71          Mezmur 75

Mezmur 76         Mezmur 90           Mezmur 97

Mezmur 114      Mezmur 128         Mezmur 131

V. Zafer yolunda Tanrı’ya daha çok bağlı kalmak

A. Zafer Tanrı’dan gelir!

Mezmur 21         Mezmur 30          Mezmur 35

Mezmur 67         Mezmur 126        Mezmur 127

Mezmur 144

B. Tanrı yönetmemize izin verir (cesarete, güvene gereksinimimiz olduğunda)

Mezmur 61         Mezmur 68          Mezmur 72

Mezmur 110       Mezmur 115        Mezmur 121

Mezmur 123         Mezmur 124         Mezmur 138